| Ey adaleti isteyen, savunan, dağıtan |
|
|
| Pazartesi, 07 Nisan 2008 | ||||
|
Ey adaleti isteyen, savunan, dağıtan; ey adaletin tecellisi için savaş verenler, hakkınız gasp edilmiş gibi adaleti isteyin, hakkınız gasp edilmiş gibi adaleti savunun ve hakkınız gasp edilmiş gibi adaleti dağıtın. Zulme uğramış haklar “adalet istiyor”. Hakka ümit bağlamış hayaller, yarınlar “adalet istiyor.
Ey adaleti isteyen, savunan, dağıtan; ey adaletin tecellisi için savaş verenler, hakkınız gasp edilmiş gibi adaleti isteyin, hakkınız gasp edilmiş gibi adaleti savunun ve hakkınız gasp edilmiş gibi adaleti dağıtın. Zulme uğramış haklar “adalet istiyor”. Hakka ümit bağlamış hayaller, yarınlar “adalet istiyor.
Zorba yönetici karşısında toprağı elinden alınan Prusyalı köylünün feryadına (ümidine) ışık tutuyordu Berlin’deki yargıçlar. Zorbanın yüreğine sinivermişti köylünün dudaklarından dökülen sözcükler. “Berlin’de yargıçlar var”
Kürsünün gerisindeki vicdanlardan dudaklara akan sese kulak veren, zalim ağaya toprağını kaptırmış köylü Mehmet Efendi’nin, kapitalist patrona alnının terini kurutmuş işçi Muharrem’in, iftiraya kurban giden sanık Tolga’nın, sıcak yuva özlemi dinmemiş kiracı Ayşe Hanım’ın, kapıcı Süleyman Efendi’nin ümidine ışık tutuyordu adaletle bezenmiş efsunlu salonlar.(Mahkeme). Bu salonlarda hâkimler, savcılar, avukatlar vardı. Ve nihayet salonlardan yankılanıp mazlumlara hayat veriyordu yüreklere serinlik veren kudretli sesler. Kudretli sesler, “adalet istiyor”
Adalete kapak olan dosyalar, zulme tanıklık eden daktilolar, kürsüler, duvarlar, suçsuzu cezalandıran, suçluyu salıveren hukuk adalet bekliyor.
Lahey’de ıskalanan soykırımlar, Strazburg’da alkışlanan yasaklar, 367 ile yıkılan iradeler, “adalet istiyor.” Karadağ’da, Kabil’de, Saraybosna’da, Kudüs’te kaybolan yıllar, yollar, canlar, ümitler, “adalet istiyor”. İnsan nesli, neslin iradesi, neslin başörtüsü adalet istiyor.
Bağdat semalarında öbeklenip başka semalara doğru da yol alan, zulüm yüklü bulutlardan fışkırıp canları bedenden ayıran, bebeği anadan, avladı babadan, kuzuyu koyundan, saygayı kurttan koparan; vicdanı yürekten, arıyı çiçekten, yağmuru buluttan, başağı topraktan, yunusu denizden ayıran kurşun yüklü beyinlere, korkular veren ümitler “adalet istiyor.”
Mevlana’nın pergel metaforunda dönüp soluklanan, Yunus’ta aşka dönüşüp susayan, Fuzuli’de sevdalıya akıp soluklanan yürekler, dağlar, taşlar, ırmaklar, kurtlar, kuşlar “adalet istiyor.”
Dağları deldiğinde en çok yaklaşmıştı Şirin’e Ferhat Dağları deldiğinde en çok uzaklaşmıştı Şirin’e Ferhat Balyoz seslerine bağlamıştı umutlarını sarı başaklar Balyoza direnen kayalar adalet istiyor. Balyozun sesine kulak veren aşklar, yürekler adalet istiyor. Ferhatlar adalet istiyor.
Favori olarak ekle (0) | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 129
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir. |
||||