SANIĞIN KİŞİLİĞİNİN OLUMLU VEYA OLUMSUZ OLMASI KONUSUNDA ÇELİŞKİ DOĞMASI Yazdır E-posta
Çarşamba, 13 Ağustos 2008
Mahkemece Sanığın Olumlu Kişiliği Sebebiyle Alt Sınırdan Ceza Takdiri - Cezanın Paraya Çevrilmesinde Ertelenmesinde ve Takdiri İndirim Sebeplerinin Uygulanmasında Sanığın Kişiliğinin Olumsuz Olarak Değerlendirilmesi Suretiyle Çelişki Yaratılmış Olması

 • SANIĞIN KİŞİLİĞİNİN OLUMLU VEYA OLUMSUZ OLMASI KONUSUNDA ÇELİŞKİ DOĞMASI ( Mahkemece Cezanın Alt Sınırdan Takdirinde Sanığın Kişiliğinin Olumlu Olarak Değerlendirilirken Cezanın Paraya Çevrilmesinde Ertelemede ve Takdiri İndirim Sebebinin Uygulanmasında Olumsuz Olarak Değerlendirilmiş Olması )
• MÜHÜR FEKKİ SUÇU ( Sanığın Kişiliğinin Cezanın Alt Sınırdan Takdirinde Olumlu Olarak Değerlendirilirken Cezanın Paraya Çevrilmesinde Ertelemede ve Takdiri İndirim Sebebinin Uygulanmasında Olumsuz Olarak Değerlendirilmesi Suretiyle Çelişki Doğması )
• CEZA MİKTARININ ALT VE ÜST SINIRLAR ARASINDA TAKDİRİ ( Mahkemece Sanığın Olumlu Kişiliği Sebebiyle Alt Sınırdan Ceza Takdiri - Cezanın Paraya Çevrilmesinde Ertelenmesinde ve Takdiri İndirim Sebeplerinin Uygulanmasında Sanığın Kişiliğinin Olumsuz Olarak Değerlendirilmesi Suretiyle Çelişki Yaratılmış Olması )
• HAPİS CEZASININ PARAYA ÇEVRİLMESİ VE ERTELENMESİNDE VE TAKDİRİ İNDİRİM SEBEPLERİNİN UYGULANMASINDA SANIĞIN KİŞİLİĞİNİN OLUMSUZ OLARAK DEĞERLENDİRİLMESİ ( Cezanın Alt Sınırdan Tayininde Sanığın Kişiliğinin Olumlu Olarak Değerlendirilmiş Olması - Gerekçenin Çelişkili Olmaması Gereği )
765/m.59,274
647/m.4,6
ÖZET : Mahkemece, özgürlüğü bağlayıcı cezanın para cezasına çevrilmesine ya da çevrilmesine yer olmadığına karar verilirken, keza cezanın ertelenmesine ya da ertelenmesine yer olmadığına karar verilirken gösterilen gerekçe, sanığın kişiliğinde var olan nedenlere dayanmalı, bu nedenleri gösterecek şekilde yasal ve yeterli olmalıdır. Olayda, sanığın kişiliği temel cezanın alt sınırdan belirlenmesinde olumlu olarak değerlendirildiği halde, özgürlüğü bağlayıcı cezanın paraya çevrilmesine, ertelemeye ve takdiri indirim nedeninin uygulanmasına yer olmadığına karar verilirken bütün bu halleri kapsayacak şekilde aynı husus olumsuz olarak değerlendirilmek suretiyle gerekçede çelişkiye düşülmüş olması bozmayı gerektirir.
DAVA : Mühür bozmak suçundan sanık Ahmet'in TCY'nin 274/1. maddesi uyarınca 3 ay hapis ve 860.000 lira ağır para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin B. 6. Asliye Ceza Mahkemesince 6.7.1998 gün ve 130/737 sayı ile verilen kararın sanık vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay 4. Ceza Dairesince 24.5.1999 gün ve 5219/5980 sayı ile;
""Yasasının 29. maddesi uyarınca sanığın kişiliği olumlu değerlendirilerek ceza alt sınırdan belirlenmesine karşın, Yasasının 59 ve 647 sayılı Yasanın 4 ve 6. maddeleri için aynı husus olumsuz olarak nitelendirilmek suretiyle cezaların bireyselleştirilmesinde çelişik hüküm kurulması"" isabetsizliğinden hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Yerel Mahkeme ise, 11.10.1999 gün ve 1003/1118 sayı ile; ""TCY'nin 29. maddesi ile TCY'nin 59. ve 647 sayılı Yasanın 4 ve 6. maddelerinin ihtiva ettiği hükümler ayrı ve farklı olup bu nedenle de ayrı maddeler halinde düzenlenmiştir. Söz konusu maddelerin ceza asgari hadden verildiği her halde zincirleme ve otomatikman uygulanması söz konusu olamaz.
Ceza asgari hadden verildiğinde, TCY'nin 59. maddesi uygulanıp 647 sayılı Yasanın 4. ve 6. maddelerinin uygulanmaması mümkün olabileceği gibi, 59. madde uygulanmadan, 647 sayılı Yasanın 4. ve 6. maddelerinin uygulanmasını engelleyen bir yasa hükmü yoktur. Bu düşünce ileri götürüldüğünde cezanın asgari had aşılmak suretiyle verilmesi halinde anılan maddelerin uygulanamayacağı gibi yasanın ruhu ve amacına aykırı bir sonuç doğacaktır. Bu itibarla yapılan uygulamada hiçbir çelişki olmadığı kanaatine varılmıştır. Aksi düşünce kabul edildiğinde Hakimin takdir yetkisi sınırlandırılacağı gibi cezanın şahsileştirilmesi ilkelerine de aykırı olacaktır.
İlk kararda, sanığın kişiliği ve diğer nedenler göz önünde bulundurulduktan sonra cezanın artırma ve eksiltilmesini gerektiren bir unsur mevcut olmadığından yasada yazılı cezanın asgari hadden verilmesi uygun bulunmuştur. Bu hususu ifade ve öngören ( sanığın kişiliği ve sosyal durumu ) ibaresinde sanık yönünden müspet veya menfi bir değerlendirme yapılmamıştır. Bu ibare dosyadaki delillere göre yapılan bir tespittir, bozma ilamında öngörüldüğü gibi sanığın kişiliğini olumlu değerlendirme olarak nitelendirilemez.
Sanığın yaptığı eylem ile bu eylemin nasıl ve ne şekilde yapıldığını inceleyen mahkemenin sanığın kişiliği konusunda fikir ve kanaate varacağı tabidir. Sanığın mühürlenmiş olan inşaata rağmen kaçak inşaatı yasaya aykırı olarak sürdürerek tamamladığı anlaşılmaktadır. İster bir rant sağlanması isterse kişisel hangi neden ve saikle hareket edilmiş olsun, sanık bilerek ve isteyerek belediyenin, şehrin yaşanabilir bir mekan haline gelmesi için öngördüğü plana ve kurallara aykırı hareket ederek iz ve eserleri ilanihaye devam edecek kaçak yapıyı, belediye yetkili elemanlarınca mühürlenmiş inşaatı kaçak olarak sürdürerek tamamlamıştır.
Esasen benzer şekilde verilen birçok karar, Özel Dairece onanmış olup, mahkememizce yapılan uygulamanın usul ve yasaya uygun bulunduğunu göstermiştir gerekçesiyle önceki hükümde direnmiştir.
Bu kararın da sanık vekili tarafından süresinde temyiz edilmesi üzerine dosya, Yargıtay C. Başsavcılığının ""bozma"" istekli 17.1.2000 günlü tebliğnamesi ile Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
KARAR : Sanığın mühür bozmak suçundan cezalandırılmasına karar verilen somut olayda Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasında oluşta ve sübutta herhangi bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, sanık hakkında TCY'nin 59. ve 647 sayılı Yasanın 4. ve 6. maddelerinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilirken gösterilen gerekçenin, temel cezanın alt sınırdan tayininde gösterilen gerekçe ile çelişkili olup olmadığına ilişkindir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun ve Özel Dairelerin yerleşmiş kararlarında da açıklandığı üzere, TCY'nin 59. maddesinde öngörülen takdiri indirim nedeni ile gerek özgürlüğü bağlayıcı cezanın para cezasına çevrilmesi, gerekse erteleme; cezanın sanığın kişiliğine uydurulmasını öngören ayrı ayrı yargısal kişiselleştirme kurumlarıdır. Mahkemece, özgürlüğü bağlayıcı cezanın para cezasına çevrilmesine ya da çevrilmesine yer olmadığına karar verilirken, keza cezanın ertelenmesine ya da ertelenmesine yer olmadığına karar verilirken gösterilen gerekçe, sanığın kişiliğinde var olan nedenlere dayanmalı bu nedenleri gösterecek şekilde yasal ve yeterli olmalıdır.
Öte yandan, yasalarda yer alan, sanık lehine ve aleyhine olan hükümler uygulanırken gösterilen gerekçelerde çelişkiye, zaafiyete düşülmemesi gerekir. Sanık lehine uygulama yapılırken gösterilen gerekçenin, sanık aleyhine bir başka hükmün uygulanması sırasında yeniden ve aynen gerekçe yapılarak çelişkiye düşülmesi, sanığın kişiliği ile ilgili bilgi ve belgelerin isabetle değerlendirilmediğini gösterir. Ayrıca, sadece yasa metnini tekrar etmek, dosya kapsamı ile uyumlu olmadığı takdirde, gerekçe olarak kabul edilemez. Açıklanan bu haller, kararlarda yasal ve yeterli gerekçe gösterilmesini isteyen yasa koyucunun amacına aykırıdır.
Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu somut olay değerlendirildiğinde;
Yerel Mahkemece, ceza alt sınırdan belirlenirken ""sanığın kişiliği ve sosyal durumu göz önüne alınarak"" şeklindeki gerekçe ile cezanın artırılmasına gerek görülmemiştir. Ancak, 647 sayılı Yasının 4 ve 6. TCY'nin 59. maddelerinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilirken ""sanığın kişiliği, suçun işleniş şekil ve özellikleri, sanığın suç işleme hususundaki eğilimleri göz önüne alınarak cezasının ertelenmesi halinde ilerde suç işlemekten çekineceği yolunda mahkemeye kanaat vermediği"" gerekçe olarak gösterilmiş, bu kez sanık aleyhine değerlendirme yapılmıştır.
Görüldüğü gibi, sanığın kişiliği temel cezanın alt sınırdan belirlenmesinde olumlu olarak değerlendirildiği halde, özgürlüğü bağlayıcı cezanın paraya çevrilmesine, ertelemeye ve takdiri indirim nedeninin uygulanmasına yer olmadığına karar verilirken bütün bu halleri kapsayacak şekilde aynı husus olumsuz olarak değerlendirilmek suretiyle gerekçede çelişkiye düşülmüştür. Yerel Mahkemece gösterilen gerekçeler isabetli olmadığından direnme hükmünün bozulmasına karar verilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan Kurul Üyeleri ise, ""Yerel Mahkemece gösterilen gerekçe isabetli olup, direnme hükmünün onanmasına karar verilmelidir."" görüşüyle karşı oy kullanmışlardır.
SONUÇ : Açıklanan nedenlerle Yerel Mahkeme direnme hükmünün BOZULMASINA, dosyanın yerine gönderilmek üzere Yargıtay C. Başsavcılığına tevdiine, 8.2.2000 günü tebliğnamedeki isteme uygun olarak oyçokluğu ile karar verildi.


Favori olarak ekle (0) | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 110

Bu yazıya ilk yorumu yazın
RSS yorumları

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir.
Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun.

 
Sonraki >