DEMOKRATİK HUKUK PLATFORMUNDAN BASIN BİLDİRİSİDİR. Yazdır E-posta
Pazar, 25 Mayıs 2008

Biz aşağıda isimleri yazılı hukukçu sivil toplum kuruluşları olarak Yargıtay Başkanlar Kurulunun 21.05.2008 tarihli basın bildirisine ilişkin aşağıdaki açıklamayı kamuoyu ile paylaşıyoruz:

 

Biz aşağıda isimleri yazılı hukukçu sivil toplum kuruluşları olarak Yargıtay Başkanlar Kurulunun 21.05.2008 tarihli basın bildirisine ilişkin aşağıdaki açıklamayı kamuoyu ile paylaşıyoruz:

Değerli Basın Mensupları,

Adalet dağıtmakla yükümlü yüksek yargı organlarımız ve kararlarıyla konuşması gereken yargı mensuplarımızın, son dönemde sık sık bir takım açıklamalar yaparak ve bildiriler yayınlayarak güncel siyasî tartışmalara müdahil olduğu görülmektedir.

Aynı şekside HSYK, Yargıtay ve Danıştay mensuplarından bir kısmının da üye olduğu Yargıçlar ve Savcılar Birliği (YARSAV) tarafından yapılan siyasi nitelikli açıklamalar yargının tarafsızlığına gölge düşürmektedir. Yine "kadrolu demeç vericiler" gibi her gün gazete ve televizyonlarda arzı endam eden emekli yargı mensuplarının açıkça sergiledikleri ideolojik tutum ve konuşmalar halkın yargıya olan güvenini sarsmaktadır.

Son olarak dün, Yargıtay Başkanlar Kurulu tarafından kamuoyuna açıklanan sebepsiz, yersiz, zamansız ve de hukuki olmaktan çok siyasi bildiri, yargının siyasallaştığı yönündeki eleştirileri haklı çıkarmıştır.

Yargıtay Başkanlar Kurulu'nun bildirisinde; Hükümetin yeni anayasa girişimi, parti kapatma davasıyla İlgili tartışmalar ve Adalet Bakanlığının hazırladığı Yargı Reformu Stratejisi Taslağı ile ilgili olarak, muhalefet partisi edasıyla, sert ve taraflı eleştirilere yer verilmiştir.

Bildiride, TBMM'de 411 milletvekilinin oyuyla kabul edilen Anayasa değişikliğine "Toplumun yoğun ve isabetli refleksi, anılan taslağın yasalaştırılması girişiminde duraksama yaratmış: ancak, Anayasanın 10. ve 42, maddeleriyle ilgili değişiklik, engellenemeyen bir hızla yasalaştırılmıştır." şeklinde siyasi bir söylemle karşı çıkılmaktadır. Burada bir taratan Yasama, Yürütme ve Yargı erkleri arasında uygar bir işbölümü olduğu vurgulanırken hemen ardından tamamen yasama organının yetkisinde olan Anayasa değişikliği eleştirilerek çelişkili bir futum sergilenmiştir.

Aynı şekilde siyasilerin yargıyı etkileme girişiminde bulunduğu öne sürülmesine karşılık bu bildiriyle, hem kısa bir sûre sonra Anayasa Mahkemesinde karara bağlanacak olan başörtüsüyle ilgili Anayasa değişikliği davası, hem de parti kapatma davası etkilenmeye ve yönlendirilmeye çalışılmıştır. Bildiri metninde, parti kapatma davasıyla ilgili olarak, "talebin muhatapları ve onların yandaşları" şeklinde husumet çağrıştıran ve tarafsız bir yargı organının asla kullanmaması gereken ifadelere yer verilmiştir.

Yargı yürütmenin yandaşı olmaması gerektiği kadar karşıtı da olmaması gerekir. Bildiride yandaş olmamak karşıt olmak gibi ifade edilmiştir.

Başkalarını hukuk kurallarına uymaya çağıran yargı mensuplarının öncelikle kendilerinin hukuka uygun davranması gerekir. Yargıtay Başkanlar Kurulunun görevleri Yargıtay Kanunu'nun 17. maddesinde 5 bent halinde sıralanmıştır. Kurulun, daireler arasındaki iş bölümünü düzenlemek gibi teknik görevler dışında herhangi bir konuda toplu açıklama yapmak veya bildiri yayınlamak gibi bir yetkisi yoktur.

Türkiye Cumhuriyeti, Anayasamıza göre demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir. Yasama, yürütme ve yargı erklerinin görev ve sorumlulukları Anayasa'da açıkça belirtilmiştir. Yasama ve yürütme organlarının yargının bağımsızlığına saygı göstermeleri Anayasanın emridir. Aynı şekside yargı organları da kendi görevlerini bağımsız ve tarafsız bir şekilde yerine getirirken, yasama ve yürütmenin alanına müdahale etmemelidir.

Anayasa Mahkemesi'nin daha önce verdiği bazı kararlarda ve Yargıtay Başkanlar Kurulu'nun son bildirisinde de açıkça görüldüğü gibi yüksek yargı organları son dönemde giderek yasama ve yürütmenin yetkilerini sınırlama girişimlerini artırıyor. Yüksek mahkemelerimizin, zorlama yorumlar sonucunda verdikleri bazı kararlar ve yargı mensuplarımızın siyasi alana müdahale niteliğindeki açıklamaları Türkiye'yi demokrasiden uzaklaştırıp jüristokrasî olarak bilinen yargıçlar yönetimine doğru sürüklüyor.

Önceki süreçlerde otobüslerle askerden brifing almaya gidip» yasama ve yürütmeye yönelik ithamları ayakta alkışlarken yargı bağımsızlığını aklına getirmeyenlerin ortada hiçbir gerekçe yokken, böyle bir bildiri yayınlamaları demokrasimizi yaralamıştır. Yargı, bu tür yaklaşımlarını sürdürme heveslisi yargıçların elinde saygınlığını, tarafsızlığını ve güvenilirliğini yitirmektedir.

Biz hukukçular olarak başta demokrasimiz ve yargımız olmak üzere bütün kurumlarımıza zarar veren bu tehlikeli gidişe dikkat çekmek istiyoruz.


Bu nedenle yasama ve yürütmenin temsilcilerini yargı bağımsızlığına daha fazla saygı göstermeye, yargı mensuplarımızı da tarafsız davranmaya ve siyasi tartışmalardan uzak durmaya çağırıyoruz. Bu son bildiri, Türkiye'de yargı reformunun ne kadar gerekli olduğunu bir kez daha ortaya koymuştur.

Son olarak Türkiye'de demokrasinin, laikliğin, İnsan hak ve özgürlüklerinin güvence altına alınabilmesi için 12 Eylül darbesinin ürünü olan ve sürekli krizlere kaynaklık eden antidemokratik anayasanın tümüyle değiştirilmesi talebimizi yineliyoruz. 22.05.2008

 

1-Hukuki Araştırmalar Derneği{HUDER) 0 312 2294470

2-Hukukçular Birliği Vakfı 0 312 2292216

3-Hukuk ve Hayat Derneği 0 312 2311002

4-Hukuk ve Demokrasi Kurumu 0 312 2326279
5-Haklar
ın Korunması ve Hukuki Araştırmalar Derneği 0312 2854385

6-Demokrat Hukukçular Derneği 0 312 2323989

7-Özgün Yaklaşım Derneği 0 312 2314076

8- Tüm Hukukçular Birliği Derneği 0 312 2313755


Favori olarak ekle (0) | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 145

Bu yazıya ilk yorumu yazın
RSS yorumları

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir.
Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun.

 
< Önceki   Sonraki >