Flaş Haber

Haberler
SÜMELA MANASTIRI'NA AYİN İZNİ ÇIKTI Yazdır E-posta
Perşembe, 24 Aralık 2009
Yıllardır ibadete kapalı bulunan Sümela Manastırı'nda ayin yapma izni çıktı. Trabzon'un tarihi Sümela Manastırı'nda bir tabu yıkıldı.
Yıllardır ibadete kapalı olan, bu nedenle ayin yapmak için gelenlerin engellendiği ve olayların yaşandığı manastırda yılda bir kez ibadet izni çıktı. Şimdi sıra ilk ayin için tarih ve manastır içinde yer belirlenmesine geldi.
Sabah Gazetesi'nin haberine göre, Sümela Manastırı'nın ibadete açılma kararı, geçtiğimiz 15 Ağustos'ta Trabzon'a ayin yapmak amacıyla Yunanistan ve Rusya'dan gelen yaklaşık 500 kişinin engellenmesi ve ardından yaşanan tartışmalarla birlikte gündeme geldi.
Trabzon Valisi Recep Kızılcık, 8 Eylül'de Trabzon'a giden AB Reform İzleme Grubu'ndaki Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Bağış, İçişleri Bakanı Atalay, Dışişleri Bakanı Davutoğlu ile Adalet Bakanı Ergin'e Sümela Manastırı'nın ibadete açılmasıyla ilgili rapor sundu. Bu raporu değerlendiren Reform İzleme Grubu, Dışişleri, İçişleri ile Kültür ve Turizm Bakanlıkları'nın çalışma yapması ve yılbaşına kadar bitirmesi kararı aldı. Raporda, Trabzon üzerinde oynandığı öne sürdüğü Pontus- Rum tehlikesine dikkat çekti. İki bakanlık raporlarında, "Sümela'nın ibadete kapalı olması nedeniyle her yıl 15 Ağustos'ta bu tür provokasyonlar yaşanıyor. Haliyle önüne geçebilmek amacıyla 'sınırlı' bir şekilde ayine izin verilebilir" görüşlerine yer verdi.
İNANÇ TURİZMİ KAPSAMINDA
Kültür ve Turizm Bakanlığı, Trabzon Valiliği'ne gönderdiği yazıda, ayin yapılacak alanın belirlenerek acilen bildirilmesini istedi. Manastırın, inanç turizmi kapsamında hac yeri olarak tanıtılacağı belirtildi. Ayine izin verilen yerler arasında Sümela olmadığı ancak Türkiye'de inanç özgürlüğünün kısıtlandığı iddialarına mesnet oluşturmamak için Sümela'da yılda bir kez olmak üzere kısa süreli ayin düzenleneceği bildirildi.

Bu yazıya ilk yorumu yazın | Favori olarak ekle (0) | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 54

 
Okula giderken öldürülen Musa'nın katilini bulmak için 1260 kişinin ifadesi alındı Yazdır E-posta
Perşembe, 24 Aralık 2009
Erzurum’da okula giderken kaçırılıp öldürülen Musa Kanğ’ın katiline ulaşmak için rekor sayıda kişinin ifadesinin alındığı açıklandı.
Emniyet Müdürü Yusuf Çalkavur, ilköğretim okulu yedinci sınıf öğrencisi Musa’nın öldürülmesiyle ilgili olarak cinayeti aydınlatmak için 1260 kişinin ifadesine başvurulduğunu söyledi.
Musa’nın katilini yakalamak için olağanüstü çaba harcandığını anlatan Emniyet Müdürü Yusuf Çalkavur, kapüşonlu B.E.’ye ulaşabilmek için tam bin 260 kişinin ifadesinin alındığını bildirdi. Kapüşonlu görüntülere benzeyen 60 kişinin tanıklarla yüzleştirildiğini belirten Yusuf Çalkavur, yapılan DNA testi ve Ankara Kriminal Laboratuvarındaki incelemelerden sonra cinayet şüphelisi olarak yakalanan B.E.’nin montundaki kan izlerinin Musa’ya ait olduğunu belirtti.
Bakırcı Mahallesindeki evlerinden 3 Kasım sabahı Ömer Duygun İlköğretim Okuluna gitmek için çıkan 13 yaşındaki Musa Kanğ’ın cesedi 9 Kasım günü metruk bir binada bulunmuştu. Cinayetin ardından önce Musa’nın amcasının oğlu S.K. daha sonra da 16 yaşındaki madde bağımlısı B.E. yakalanarak tutuklanmıştı. Güvenlik kameralarına yansıyan götürtülerdeki kapüşonlu B.E.’nin itiraflarda bulunması üzerine kuzen S.K. 14 gün sonra serbest bırakılmıştı. Musa Kanğ’ı hırsızlık yaptırmak için kaçırdığını anlatan B.E., akıl sağlığının yerinde olup olmadığının belirlenmesi için İstanbul Adli Tıp Kurumu'na gönderildi.
HÜRRİYET

Bu yazıya ilk yorumu yazın | Favori olarak ekle (0) | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 38

 
ARINÇ RTÜK BAŞKANI'NI İSTİFAYA ÇAĞIRDI Yazdır E-posta
Perşembe, 21 Mayıs 2009

'Ben sizin görevinizden ayrılmanızı istiyorum. Ayrılsanız iyi olur.'
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, RTÜK Başkanı Zahit Akman'a ''Halk nazarında RTÜK Başkanı ile ilgili olarak Deniz Feneri bağlantısı artık kurumları yıpratır hale gelmiştir. Ben sizin görevinizden ayrılmanızı istiyorum. Ayrılsanız iyi olur'' dediğini, Akman'ın da kendisine ''Ben de aynı kanaatteyim'' biçiminde karşılık verdiğini aktardı.

Bu yazıya ilk yorumu yazın | Favori olarak ekle (0) | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 136

Devamını oku...
 
YARGIDAN KARAR ÇIKTI Yazdır E-posta
Perşembe, 21 Mayıs 2009

Yargı, 4.2 milyon emekliyi ilgilendiren bir karara imza attı. Emeklilerin maaşı artacak...
Ankara 17. İş Mahkemesi, Ecevit Hükümeti döneminde çıkarılan kararnameye göre, aktif çalışan işçiler ile memur ve memur emeklilerine ödendiği halde işçi emeklilerine ödenmeyen zammın verilmesi gerektiğine hükmetti. SGK’nın kararı temyiz etmesi bekleniyor. Kararı Yargıtay da onaylarsa, 2003 yılında emekli aylığı alan tüm emekliler "eksik" ödemeden kaynaklı aylık farklarını, yasal faizi eklenerek 2003’ten itibaren birikimli olarak alabilecekler.

Hukuk mücadelesi

2002’de Ecevit Hükümeti’nin çıkardığı 2002/4847 sayılı Bakanlar Kurulu kararına göre, çalışan ve emeklilere ek zam verildi. Bu kararnameden işçi emeklileri yararlanamadan işbaşına gelen AKP Hükümeti 2003’te bu kararnameyi kaldırdı. Türkiye İşçi Emeklileri Derneği, Nadir Üşekçioğlu (70) adlı emekliye Ankara 17. İş Mahkemesi’nde dava açtırdı.

Av. Yavuz Dersan’nın hazırladığı dava dilekçesinde, "Kararnameye göre işçi ve memurun 31.12. 2002 yılı maaşına verilen zamdan doğan farkın işçi emeklilerine de ödenmesi gerektiği" vurgulanarak, "31.12.2002’de bu kararname yürürlükte olduğuna göre; 2003’te kaldırılan kararname geriye yürümez" denildi. Mahkeme de bu istemi kabul etti. Mahkeme, dilekçedeki bununla bağlantılı 2007 Merkezi Bütçe Kanununa göre, 2006 yılı Aralık ayı maşlarına 3.58 oranında zam gerekirken, Bakanlar Kurulu kararı gereği 1.33 oranında artış yapıldığı iddiasını kabul ederek, işçi emeklilerine yüzde 2.25’lik bir eksik ödeme oluştuğuna ve bunun 2003 yılından itibaren yasal faiziyle birlikte mağdur emekli Üşekçioğlu’na ödenmesi gerektiğine de hükmetti.

Eksik ödemeler hesaplandı

Mahkeme, Av. Ertuğrul Yalçın’ın, 2003 Ocak ayından, davanın açıldığı 2007 yılı Ocak ayına kadar eksik ödemeler toplamı olan bin 837.07 TL’nin davacıya ödenmesini de benimsedi. Bu alacağa dava tarihinden itibaren yasal faizinin uygulanması da karara bağlandı. Davacının dava tarihinde 709,31 TL olan emekli aylığı da 771,96 TL’ye yükseltildi.

Bu yazıya ilk yorumu yazın | Favori olarak ekle (0) | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 100

Devamını oku...
 
KÜRT SORUNU İÇİN TARİHİ ÇAĞRI Yazdır E-posta
Pazartesi, 18 Mayıs 2009
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Şam ziyaretinde gazetecilere Kürt sorunu ve bölgesel meselelere ilişkin önemli mesajlar verdi.
Sohbetin ana konusu Gül'ün daha önce 'tarihî fırsat' olarak nitelendirdiği terörün bitirilmesiydi. Cumhurbaşkanı, "Sorunun adını ister Kürt, ister terör, ister Güneydoğu koyun fark etmez." dedi.
Çözümün demokrasinin standartlarını yükseltmekten geçtiğini vurgularken, muhalefet ve aydınlara 'hamasetten kaçınarak sürece olumlu katkı yapın' çağrısında bulundu.
CHP ve MHP'nin eleştirileri konusunda ise polemiğe girmedi. 10 yıldır devlet sistemi içinde olduğunu vurgulayan Gül ekledi: "Devletin kurumları arasında ortak anlayış var, ben çok ümitliyim. Türkiye kendi sorununu çözmek için kapsamlı çalışmalar yapıyor."

Terör yüzünden ülkenin 25 yılını kaybettiğini de anlatan Cumhurbaşkanı, terör olmasaydı Türkiye'nin ne durumda olacağını ise şöyle özetledi: "Türkiye daha hızlı gelişecekti, AB süreci daha hızlı ilerleyecekti. DGM'lerin ve sıkıyönetimin olmadığı bir Türkiye daha hızlı gidecekti. Birçok meseleyi çoktan aşmış olacaktık. Ne bu kadar maliyeti olacaktı ne de can kaybı."
Kendisine eşlik eden gazetecilerle Şam'da bir araya gelen Cumhurbaşkanı Gül, Kürt sorunu konusunda önemli mesajlar verdi. "İster Güneydoğu meselesi deyin, ister Kürt meselesi, terör deyin ne derseniz deyin, çözüme gitmek durumundayız." diyen Gül, noksanlıklar ve eksiklerin tespiti için cesaretli olunmasını istedi. Bunun en iyi yolunun Türkiye'deki bütün demokratik standartların modern devletlerde olan standartlara yükseltmek olduğunu söyledi.
Gül, "Bundan on beş sene önce çok daha büyük olan problemler şu anda önemli ölçüde çözüm yoluna girmiştir. Standartlar yükselince şikâyet mevzuları ortadan kalkıyor. Bir ara, televizyonlar için Kürtçe yayın suçtu, konuşmak suçtu şimdi değil. Kürt meselesi vesaire başka konularla ilgili de böyle. İngiltere'de bazı konularda sorunlar niye olmuyor? Demokratik standartların yüksekliğinden..." dedi.
Bu noktada 'Türkiye, terör var diye mi değişiyor yoksa terör var diye değişim gecikiyor mu?' sorusunu soran Gül, son 20-25 yıla iki ayrı simülasyon yaparak bakmak gerektiğini anlattı. Gül, şöyle devam etti: "Bir bugünü düşünelim, bir de terör yok, onu düşünelim. Bunlar olmayınca zaten Türkiye, serbest pazar ekonomisine girmiş, Doğu Bloku çözülmüş, yarış içine daha hızlı girecekti.
Türkiye, o yılları kaybetti. Televizyon, Kürtçenin serbest olması, terörden dolayı zorla yapıldı diye düşünülürse büyük bir yanılgı olur. Terör olmasaydı bunlar çok daha erken olurdu. Hiç terör olmasaydı Türkiye daha hızlı gelişecekti, AB süreci daha hızlı ilerleyecekti. DGM'lerin ve sıkıyönetimin olmadığı bir Türkiye daha hızlı gidecekti. Birçok meseleyi çoktan aşmış olacaktık. Ne bu kadar maliyeti olacaktı ne de can kaybı."
MUHALEFET KATKI SAĞLAMALI
Cumhurbaşkanı Gül, köklü sorunların çözümünün sadece hükümete bırakılmasının doğru olmadığını ifade ederken, muhalefet partilerinin de katkıda bulunmasını istedi. "Parti başkanları haklı olarak günlük siyaset yapacak. Ben hiçbir zaman onlarla polemiğe girmem. Günlük siyaset yapmam. Dinlerim, takip ederim. Onlar mecbur, bir şey diyecektir. Bir parti başkanı her gün konuşacak, bunlar normal. Köklü problemlerin çözümü sadece hükümete bırakılmaz. Belki yarın kendileri hükümet olacak. Seçimler her zaman iktidarı değiştirebilir. Kim hükümet olursa, bu problemleri daha kronik mi bulmak ister, yoksa çözülmüş olarak mı? Bu konularda, Meclis'te çoğunluğu olduğu için esas dinamo elbette hükümet olacaktır. Partilerin bu konuların çözümü konusunda katkı sağlayıcı olması lazım."
Cumhurbaşkanı Gül, sorunun çözümü konusunda aydınlara da büyük iş düştüğünün altını çizdi. Özellikle medyanın Kuzey Irak'la ilgili yayınlarına dikkat çeken Gül, hamasetin çoğu zaman milli çıkarları zedelediğini vurguladı. Gül, "Bizim büyük ekonomik çıkarlarımız var. Sadece mal alıp satmak değil, enerji kaynakları da buralarda. Bu konularda hiç hamasete getirmemek lazım. Daha açıkçası Çetin Altan'ın dediği gibi "Türk'ün Türk'e Türklük propagandasına dönüştürdüğümüz zaman Türkiye'nin milli çıkarlarını zedelemiş oluruz." uyarısında bulundu.
ORTAK ANLAYIŞ VAR, ÇOK ÜMİTLİYİM
Cumhurbaşkanı Gül, gelinen noktada çözüm için çok ümitli olduğunu ifade ederken, "tarihî fırsat" nitelendirmesini devletteki ortak iradeye bağladı: "On senedir devlet sisteminin içindeyim. Hiçbir dönemde olmadığı kadar, sivil-asker bütün kesimler ortak anlayış, işbirliği ve koordinasyon içinde." Cumhurbaşkanı Gül 'Bu meselenin çözümü için bir zaman verebilir misiniz?' sorusuna ise "Bunlar bir bütün. Türkiye, kendi sorununu çözmek için kapsamlı çalışmalar yapıyor." karşılığını verdi.
Suriye, İsrail'le görüşmeye hazır
Ortadoğu sorunu çözülmeden dünya barışı mümkün değil. Ortada yeni bir dönem var. Bölge ülkelerinin ve ABD'nin iradesi çok önemli. Bunu görmek gerekiyor. Türkiye, çok ilkeli hareket etti. Doğruya doğru, yanlışa yanlış dedi. Tel Aviv'de intihar saldırısı olduğunda onları da kınadı, Gazze konusunda da söyleyeceklerini söyledi. Bunun sonucunda güven oluştu. Suriye-İsrail dolaylı görüşmelerinde oynadığı arabulucu rol, Türkiye'ye değer kazandırdı. Kimsenin düşünemediği kadar ilerleme kat edilmiştir. Dünyaya ilan ettik; İsrail ve ABD, bu mesajları okuyordur: Suriye tarafı, İsrail'de muhatap hükümet çıktığında 'görüşmelere kaldığımız yerden başlamaya hazırız' mesajını içeride bana verdi. Dışarıda da ilk defa bu kadar net söyledi. İsrail dışişleri bakanı, Washington'a gidiyor. ABD'nin ve dünyanın beklentileri ona net bir şekilde ifade edilecektir.
ABD, bizim çizgimize geldi
ABD, Suriye konusunda Türkiye'nin çizgisine geldi. Suriye ile ilgili beş altı sene önce bir adım attığımızda on kişi çekiyordu bizi 'gel gitme' diye, ikinci adımı atıyorduk yirmi kişi 'gitme' diyordu. Şimdi onlara, bizim noktamıza geldiklerini hatırlatıyoruz. Obama yönetimine 'Siz yeni geldiniz, şöyle yapın, böyle yapın' diyoruz. Obama, Türkiye'ye geldiğinde sadece Türkiye-ABD ilişkilerini konuşmadık. Bütün bölge sorunlarını konuştuk. O ziyaret, Türkiye içinde iyi değerlendirilemedi, iyi anlaşılamadı. Dünyanın en önemli ülkesinin başkanı, daha yüz günü dolmadan, Türkiye'ye geldi ve hiçbir empoze söz konusu olmadı. Empoze olmuşsa bizim empozemiz olmuştur. Filistin-İsrail arasında şunu yapmanız gerekir, İran'ın nükleer meselesi ile şöyle uğraşın, Pakistan, Afganistan meselesinde böyle yapın dedik. Afganistan coğrafyası imparatorlukların battığı yer, Büyük İskender batmış, İngilizler, Sovyetler gitmiş. Biz bunları söyledik. Dikkatle dinledi.
Zaman

Bu yazıya ilk yorumu yazın | Favori olarak ekle (0) | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 63

Devamını oku...
 
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Sona Git >>

Sonuçlar 1 - 9 Toplam: 1753