Flaş Haber

Baro Genel Kurulları maalesef  sadece  başkanlık ve  organ seçimleri ile sınırlı bir hale gelmiş , Genel Kurullarımız da mesleğimizin sorunları , çözümleri gündeme dahi  alınmaz olmuştur.

Oysa ki ,  Genel Kurullar Meslek Örgütümüzün bir araya geldiği ve çözüm oluşturduğu karar mekanizmaları olmalıdır

Baroda Birlik Grubu olarak  bu alışılagelmiş ve kabul edilemez durumun değişmesi için .

BİNALARA DEĞİL İNSANLARA YATIRIM YAPALIM…

 
Haberler
Sağlık Bakanlığı müfettişi ağır cezada yargılanacak Yazdır E-posta
Çarşamba, 08 Nisan 2009
BOLU Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi Başhekimi Dr. Sedat Turgay’ın intiharından sorumlu olduğu iddia edilen Sağlık Bakanlığı müfettişi Mutlu Güner’in, ’manevi saldırı ve işkence’ (mobbing) suçlamasıyla Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanmasına karar verildi.
2007’de meydana gelen olayda, Başhekim Sedat Turgay, muayenehanesinde intihar etmişti. İntiharın ardından Bolu Tabip Odası, Sağlık Bakanlığı müfettişi Mutlu Güner hakkında suç duyurusunda bulunmuş, ancak bakanlık, Güner hakkında soruşturma açılmasına yer olmadığına karar vermişti.
Önceki günkü duruşmada bilirkişi raporu davanın seyrini değiştirdi. Prof. Dr. Mustafa Sercan’ın hazırladığı raporda, Dr. Sedat Turgay’ın, müfettiş Güner tarafından manevi işkenceye maruz bırakıldığı belirtildi. Bolu Asliye Ceza Mahkemesi, müfettiş Güner’in ’İşyerinde manevi saldırı ve işkenc suçuyla Bolu Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanmasına karar verdi. Güner, üç yılla 12 yıl arasında hapis cezası istemiyle yargılanacak.
HÜRRİYET

Bu yazıya ilk yorumu yazın | Favori olarak ekle (0) | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 12

 
Emsal uygulamasında değişiklik yok Yazdır E-posta
Çarşamba, 08 Nisan 2009
DEVLET MEMURLUĞU GÖREVİNE GİRDİKTEN SONRA BİR ÜST ÖĞRENİMİ BİTİRENLER ALEYHİNE BİR DÜZENLEME OLAN EMSAL İNTİBAK UYGULAMASINDA BİR DEĞİŞİKLİK BULUNMAMAKTADIR.
Emsal intibak hükmü, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 36 ncı maddesinin 12. fıkrasının (d) bendinde yer almaktadır. Bu bent hükmü şu şekildedir:
"Memuriyette iken veya memuriyetten ayrılarak (87 nci maddeye tâbi kurumlarda çalışanlar dahil) üst öğrenimi bitirenlerin, aynı üst öğrenimi tahsile ara vermeden başlayan ve normal süresi içinde bitirdikten sonra memuriyete giren emsallerinin ulaştıkları derece ve kademeyi aşmamak kaydıyla, bitirdikleri üst öğrenimin giriş derece ve kademesine memuriyette geçirdikleri başarılı hizmet sürelerinin tamamının her yıl bir kademe, her üç yıl bir derece hesabıyla ilave edilmek suretiyle bulunacak derece ve kademeye yükseltilir."
Anayasa Mahkemesinin 16.4.2003 tarih ve Esas No: 2003/22, Karar No: 2003/34 sayılı kararı (16.7.2003 tarih ve 25170 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmıştır.Tıklayınız) ile hükümde yer alan “emsallerinin ulaştıkları derece ve kademeyi aşmamak kaydıyla” ibaresi iptal edilmiş ve yürürlüğe girmesi için l yıllık süre verilmiştir. Buradaki gerekçe, düzenlemenin yapıldığı KHK'nın dayandağı yetki Kanununun iptal edilmiş olmasıdır.
Bir yıllık süre dolmadan, 21.9.2004 tarih ve 25590 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 17/9/2004 tarih ve 5234 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun birinci maddesinin (a) fıkrası ile, maddede söz konusu ibareye aynı şekilde yer verilmek suretiyle yeniden düzenlenmiş ve yürürlük tarihi de 16.7.2004 olarak belirtilmiştir.
Bu şekilde düzenleme ile, kanun koyucu tarafından yasal boşluğun giderildiği görülmektedir.
Bir kez daha aynı dava konusu edilmiş ve Anayasa mahkemesi, bu defa konuyu esastan ele almış ve 3.4.2009 tarihli ve 27189 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 18.12.2008 günlü ve Esas sayısı: 2005/33 Karar Sayısı: 2008/182 sayılı kararı ile madde hükmünde yer alan “... emsallerinin ulaştıkları derece ve kademeyi aşmamak kaydıyla ...” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, karar vermiştir. Mahkeme gerekçe olarak şu hususa yer vermiştir: "Kamu hizmetini yürüttükleri tarihlerde farklı öğrenim durumlarına sahip olan Devlet memurları aynı hukuki konumda değildir. Aynı öğrenimi memuriyet öncesi tamamlayarak memuriyete başlayan ve hizmet veren kişiler ile memuriyette iken veya memuriyetten ayrıldıktan sonra bitiren kişiler aynı hukuksal konumda bulunmadıklarından eşitlik karşılaştırmasına esas alınamazlar."
Anayasa Mahkemesinin bu son esastan kararına göre emsal uygulamalarına aynen devam edilecektir.
MEMURLAR.NET

Bu yazıya ilk yorumu yazın | Favori olarak ekle (0) | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 14

 
Hastalık iznini sınırlandıran hizmet sözleşmesine iptal davası Yazdır E-posta
Çarşamba, 01 Nisan 2009
Sağlık-Sen Genel Başkanı Kaçar:
"Sözleşmeli Personel 30 günü aşan hastalık durumunda işini kaybetme riskiyle karşılaşıyor"

Sağlık-Sen sözleşmeli personelin hastalık iznini 30 günle sınırlandıran Hizmet Sözleşmesine iptal davası açtı.

ANKARA- 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 4/B Maddesine göre çalıştırılan sözleşmeli personel, Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına ilişkin Esasları düzenleyen Bakanlar Kurulu Kararı nedeniyle bir çok konuda mağduriyet yaşıyor. Aynı kurumda aynı işi yapan çalışanlardan kadrolu olanlara tanınan hastalık izninden, sözleşmeli personel, hizmet sözleşmelerinde getirilen sınır nedeniyle yararlanamıyor.

Sağlık-Sen, Danıştay’a açtığı davada 4/B’lilerin hizmet sözleşmelerinde hastalık iznini 30 günle sınırlandıran hükmün, Anayasanın eşitlik ilkesine aykırı olduğu gerekçesiyle iptalini istedi.

Dava dilekçesinde, hastalık izninin yasal bir hak olduğuna ve kanunlarla düzenlendiğine dikkat çekilirken, sözleşmeli personelin hizmet sözleşmesinde ise hiçbir kanuna dayanmayan, özü itibariyle ise mevcut kanunlara, Anayasaya ve Uluslar arası sözleşmelere aykırılık teşkil eden bir şekilde, hastalık izinlerinin 30 günle sınırlandırıldığı vurgulandı.

Sağlık-Sen Genel Başkanı Mahmut Kaçar, sözleşmeli personelin bir çok konuda olduğu gibi hastalık izni konusunda da kadrolu-sözleşmeli ayrımından kaynaklanan mağduriyet yaşadığını belirterek, “ Aynı kurumda aynı işi yapan çalışanların birisine tanınan haktan diğerinin yararlanamıyor olmasının ne hukuki, ne de insani bir izahı mümkün değildir” dedi.

4/B’li Hizmet Sözleşmesinde yer alan 30 gün sınırının uygulamada sözleşmeli personelin işini kaybetmesi gibi sorunlar doğurduğuna dikkat çeken Kaçar, “Çalışma koşullarını belirleyen kurallar, çağdaş dünyada, çalışanın haklarını koruma temelinde şekillenmektedir. Bizde ise tam tersi bir biçimde, gayri ihtiyari bir durum olan hastalığın otuz günü aşması durumunda sözleşmeli personel, işini kaybetme durumuyla karşılaşmaktadır” şeklinde konuştu.

Sağlık-Sen Başkanı, temel sorunun kamuda sözleşmeli personel uygulamasının yaygınlaşmasından kaynaklandığını belirterek, “Sözleşmeli personel uygulamalarına son verilmelidir. Hem çalışma barışına zarar veren, hem de bir çok konuda Anayasanın eşitlik ilkesine aykırı koşulların oluşmasına neden olan sözleşmeli personel uygulaması sorunları içinden çıkılmaz bir duruma sürüklemektedir” dedi.
MEMURLAR.NET

Bu yazıya ilk yorumu yazın | Favori olarak ekle (0) | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 17

 
Danıştay 3G ihalesi taslağına görüş bildirdi Yazdır E-posta
Çarşamba, 01 Nisan 2009
Danıştay 1. Dairesi, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu'nun (BTK), üçüncü nesil mobil haberleşme sisteminin (3G) kurulmasına ilişkin ihalede en yüksek teklifi veren işletmecilerle imzalanan imtiyaz sözleşmesi taslaklarına olumlu görüş bildirdi. Danıştay 1. Daire tarafından bildirilen görüş, Danıştay İdari İşler Kurulu'nda ele alınacak.
Danıştay 1. Dairesi, taslaklarla ilgili incelemesini tamamlayarak, düşüncesini oluşturdu.
Danıştay 1. Dairesi'nin bu görüşü Danıştay Kanunu uyarınca Danıştay İdari İşler Kurulu'nda ele alınacak. Danıştay İdari İşler Kurulu'nun vereceği düşüncenin ardından taraflarca taslağa son şekli verilecek.
3G sisteminin kurulmasına ilişkin A, B, C tipi lisanslar için yapılan ihalede, A tipi lisans için en yüksek teklifi 358 milyon avro ile Turkcell, B tipi lisans için en yüksek teklifi 250 milyon avro ile Vodafone, C tipi lisans için tek teklifi 214 milyon avro ile AVEA vermişti.
Kurum, Turkcell, Vodafone ve Avea ile imzalanan imtiyaz sözleşmesi taslaklarını görüş için Danıştay'a göndermişti. Danıştay 1. Dairesi, taslaklarla ilgili incelemesini yaparken, BTK hukuk müşavirinin sözlü açıklamalarını dinlemişti.
Danıştay sürecinin tamamlanmasının ardından BTK ile ihaleyi kazanan operatörler arasında imtiyaz sözleşmeleri imzalanacak. Operatörlerin 3 ay içinde tesislerini kurup işletmeye başlamaları gerekiyor.
AA

Bu yazıya ilk yorumu yazın | Favori olarak ekle (0) | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 19

 
TUBİTAK'ta 6 profesör görevden alındı Yazdır E-posta
Çarşamba, 01 Nisan 2009
TÜBİTAK Bilim ve Teknik Dergisi’nin Mart sayısında Darwin’le ilgili yazının sansür edilmesinin gerisinde, daha büyük bir skandalın yattığı ortaya çıktı. TÜBİTAK’ın yeni yönetimi, 20 Ocak 2009’da hiçbir açıklama yapmadan altı akademik derginin editörünü görevden aldı. Editörler, yerlerine yeni isimlerinin atandığını dergilerin web sitelerinden öğrendi. Üstelik bu editörlerin hepsi, görev yaptıkları dergiye uluslararası bir nitelik kazandırmış isimlerdi.
BİLİM ve Teknik Dergisi’nin Mart sayısında Charles Darwin’le ilgili makalenin sansürlenmesiyle gündeme gelen TÜBİTAK’ta (Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu), 20 Ocak’ta 2009’da altı bilim dergisi editörünün kendilerine haber bile verilmeden görevden alındığı ortaya çıktı. Görevden alınan isimler, yönettikleri dergileri, uluslararası bilim camiasına kabul ettirmiş ve hatta söz konusu dergileri Science Citation Index Expanded’a sokmayı başarabilmiş isimler. Daha da ilginç olan ise editörlerin, yerlerine yeni isimlerin atandığını, yönettikleri dergilerin web sitelerinden öğrenmeleri.
’Yönetime direnen görevden alınıyor’
Konu ile ilgili olarak Cumhuriyet Bilim ve Teknoloji Dergisi’ne bir mektup yazan Hacettepe Üniversitesi öğretim üyesi ve TÜBİTAK’ın eski Tıp Bilimleri Dergisi (Turkish Journal of Medical Sciences) editörü Doç. Dr. Mahir Özmen, görevden alınan isimlerin dergilerini indexslere taşımayı başaran isimler olduğunu belirterek şunları söyledi:
"Popüler bilim dergisi Bilim ve Teknik’te son yaşanan olaylar nedeniyle TÜBİTAK web sitesinden kamuoyuna bir duyuru yapıldı. Dikkatle okuduğunuzda ’yetki, yetki aşımı’ ifadelerine rastlarsınız. Dergiler için ’puplication ethics (yayın etiği)’e baktığınızda olmazsa olmaz olan ’editorial freedom (editoryal bağımsızlık)’ kavramının her geçen gün nasıl yitirildiğini, buna direnenlerin nasıl bir uygulamayla görevden alma sürecine tabii olduklarını görürsünüz. Büyük resmin içindeki asıl ayrıntı, bence Akademik Bilim Dergileri ile ilgili sorundur."
’Utandığım için söyleyemedim’
Doç. Özmen, altı akademik derginin editörü görevden alınırken, Darwin skandalı ile adını duyuran Dr. Çiğdem Atakuman’ın görevde olduğunu ve olup biteni sadece seyretmeyi tercih ettiğini belirterek, "Pek çok ünlü bilim insanı durumu protesto ederek istifa ederken seyirci kalmayı ve bu boşluktan faydalanmayı düşünen inanış"ın sorgulanması gerektiğini ifade etti.
Editörlüğünü yaptığı Kimya Dergisi’ni (Turkish Journal of Chemistry), daha 1995’te uluslararası bilim çevrelerine kabul ettiren Prof. Bahattin Baysal ise, "Görevden alındığınızı neden haber vermediniz" sorusunu, "Utandığım için görevime son verdiklerini kimseye duyurmadım" diyerek cevapladı.
Sorularımızı yazılı olarak isteyen TÜBİTAK’tan ise, haber sayfalarımıza konuncaya kadar herhangi bir açıklama gelmedi.
İşte görevden alınanlar ve dergileri
Prof. Dr. Aydın Aytuna - Turkish Journal of Mathematics.
Prof. Dr. Kemal Leblebicioğlu - Turkish Journal of Electirical Engineering and Computer Sciences.
Prof. Dr. Bahattin Baysal - Turkish Journal of Chemistry.
Prof. Dr. Nevin Selçuk - Turkish Journal of Engineering and Environmental Sciences.
Prof. Dr. Yiğit Gündüç - Turkish Journal of Physics.
Doç. Dr. Mahir Özmen - Turkish Journal of Medical Sciences.
Sefa KAPLAN
HÜRRİYET

Bu yazıya ilk yorumu yazın | Favori olarak ekle (0) | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 12

 
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Sona Git >>

Sonuçlar 28 - 36 Toplam: 1757